Boşanma davalarında velayete ilişkin karar, ebeveynlerin değil, çocuğun üstün yararının esas alındığı bir değerlendirmeyle verilir. Türk Medeni Kanunu, velayetin kime verileceğine dair katı bir kural koymaz; hâkime somut olayın özelliklerine göre takdir yetkisi tanır.
Çocuğun Üstün Yararı Kriteri
Mahkeme, velayeti belirlerken şu unsurları birlikte değerlendirir:
- Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları - Özellikle küçük yaştaki çocuklarda anne bakımının önemi.
- Ebeveynlerin barınma, ekonomik ve sosyal koşulları - Çocuğa istikrarlı bir ortam sunabilme kapasitesi.
- Çocuğun görüşü - İdrak çağındaki (genellikle 8 yaş ve üzeri kabul edilen) çocuğun görüşü, yaşına ve olgunluğuna uygun şekilde dinlenebilir.
- Ebeveynin diğer ebeveynle işbirliğine yatkınlığı - Çocuğun diğer ebeveynle sağlıklı bir ilişki sürdürmesine izin verecek bir tutum sergilemesi.
- Sosyal inceleme raporu - Mahkemece talep edilen pedagog/psikolog/sosyal çalışmacı raporları, kararın önemli bir dayanağıdır.
Ortak Velayet Mümkün müdür?
Türk hukukunda evlilik birliği devam ederken velayet zaten anne ve babaya birlikte aittir. Boşanma sonrasında ise kural olarak velayet taraflardan birine verilir; ancak Yargıtay içtihatları, tarafların anlaşması ve çocuğun yararına uygun olması halinde ortak velayet uygulamasına da giderek daha fazla imkân tanımaktadır.
Velayetin Değiştirilmesi
Velayet kesin hüküm niteliğinde olmakla birlikte, sonradan ortaya çıkan ve çocuğun menfaatini olumsuz etkileyen önemli bir değişiklik (velayet sahibi ebeveynin ihmali, sağlık sorunu, yeniden evlenme gibi durumlarda çocuğun yararının zedelenmesi) halinde, velayetin değiştirilmesi davası açılabilir (TMK m. 183).
Sonuç
Velayet kararı, ebeveynlerin hakları değil çocuğun ihtiyaçları merkeze alınarak verilir. Dava sürecinde sunulacak somut deliller (barınma koşulları, çocukla ilişki düzeyi, okul/sağlık durumu) kararın yönünü doğrudan etkiler.
Lawyer Services'in Araştırma aracıyla velayet davalarına ilişkin güncel içtihatları inceleyebilirsiniz.